Hem dans ederim hem ağlarım
Neşeli şarkıların can yakması etik mi ki?
Deneysel amaçlı bezgin Blog!
Neşeli şarkıların can yakması etik mi ki?
Posted by
OnurCengiz
at
10:13 AM
0
comments

Bilen bilir, ne çok severim sayın Piyale Madra'i. Çizgilerinde, ufacık bi titreklik ile 1001 çeşit duyguyu nasıl da güzel ilettiğine hep hayranlık duyarım. Genelde çok gülüyorum, karakterlerin tatlılıklarına, saflıklarına, o kadınla erkek arasındaki garip iletişim(sizliğ)e.
Ama bugün boğazıma bir şey oturdu kaldı.
Ben daha bilmiyorum bu nasıl bir duygudur, hala kanepenin ortasında, koruyucu kozada oturan oğlan rolündeyim. Gün gelecek aynı korkuları ben de hissedicem belki (Allah hissettirmesin)...
Çakma modernist laflardan, yapılan haberlerin, yorumların popülistliğinden yahut hayatın acı gerçeklerinden yahut milyonlarca farklı yapışkan, sarı/yeşil bir sıvıyla kaplı fikirlerden bahsederek ekranlarda gördüklerimize, gazetelerde okuduklarımıza bir kulp takıp sanallığı bilgisayar ekranlarından çıkarıp hayatımızın her anında yaşıyoruz. "Onlar"ın da, o acıların, ölümlerin de diğer her şey kadar gerçek olduğunu, hatta belki de diğer her şeyden çok daha gerçek olduğunu görüp, anlamazdan gelerek.
Üst kattakilerle çok fazla diyalog içinde değilim uzun zamandır, ama şu günahkar vücudumun tek bir dileği bile gerçekleşecekse, Allah orada olan, vatani görevini yapan kardeşlerimin ve onların ailelerinin yardımcısı olsun.
Posted by
OnurCengiz
at
9:04 AM
1 comments
ay didn't anywhere eöle oow ow kan saçmadım.....
Posted by
OnurCengiz
at
9:49 PM
0
comments
- işe başladım, uyku saatlerim başta olmak üzere hayatımdaki pek çok şey düzene girdi.
- mesleğimi iyi yaptığımı görüp mutlu oluyorum, evet.
- Abimin askerliği bitiyo, yihu! Hepimiz gururluyuz.
- Kalp atışlarımda son zamanlarda gözlemlenen tempo artışının sorumlusu kızıl buklelerdir.
- anne ben rss kullanmayı öğrendim (special thanks to Khaotik)
- mutluyum ben. hayatım güzel. kötü bir şey yok en azından. o yüzden yazmıyorum buraya bişey.
- bunları yazmak bile çok kastı beni, ama söz şöyle düz yazı bi blog şaapıcam en kısa zamanda.
Posted by
OnurCengiz
at
12:01 AM
0
comments
en son 11 haziran'da yazmışım, onu da bi arkadaşa "bak senin durumunu anlatan bi yazı var, bloguma koyucam şimdi" diyip de yazmışım.
Ne yapıyorsunuz var olmayan okuyucu kitlem, 2.5 aylık suskunluğumda arada bi uğrayan 3-5 kişiden de kurtulmuşumdur sanırım :P
2.5 aydır Antalya'dayım. İlk başta iyi gelmişti, özlemişim, ailemi özlemişim, şehri özlemişim, evi özlemişim. Gezdik eğlendik, olymposlara gittik, gördük ki "hakkaten" bitmiş. Temmuzun ortasında bomboş bir olympos, yabancı yok, heryeri türkler istila etmiş, sohbet kalmamış, sıcak ortam kalmamış. Kadir yanmış, yerine yenisini dikmişler ama onun da eski havası kalmamış, yan yana bungalowlardan oluşan bir "tesis" haline gelmiş. Doğa yine de inadına güzel, deniz yine inadına güzel. Ama olympos defteri kapanmış mı ne?...
Şimdilerde istanbul'u özlüyorum durmaksızın. Evimden, yurdumdan, ait olduğum şehirden bu kadar süre uzak kalmak çok koyuyo be. İş görüşmeleri sürüyo bir yandan, biliyor musun sevgili okur çok büyük ihtimalle Ukrayna'ya taşınıyorum bir iş için. Hüzünler doldu sanki içime, memleketi terk etmek iyi bir fikir gibi geliyo. Para, meslek, kariyer, zırt pırt...bildiğin geyikler işte. Ama bilemiyor insan, ve bir yandan da korkunç bir istanbul özlemi. Canım sıkılıyor antalya'da, insan yok, yapacak şey yok. De daha çapkınlık yapacak halim de kalmadı.
İtanbul'u çok özledim...taksimden tünele inmeyi, tünelin yanından karaköy'e yürümeyi. Keyfime göre ya tophanede pineklemeyi yada galata köprüsü'nüden eminönü'ne geçmeyi özledim....
Kadıköy'ü özledim, barlar sokağında oturup bi votka içmeyi, uğur'un yerinde nargile üttütrmeyi.
Caddebostan sahili, barlar sokağında bir pizza yiyip kola içmeyi.
Bebek'te kumpir yemeyi özledim, hisar'a doğru o yorucu ama huzur veren sahil yolu yürüyüşünü.
Bütün delileri, gürültüsü, karmaşası ile taksim'i. Baykuş, Soul Stuff, Nevizade, Şampiyon Kokoreç, DoRock...
Arkadaşlarımı özledim. Habip'i, Barış'ı, Fırat'ı...
Sözlükten insanları özledim, Tuncay, Burak, Murat(8th Endless), Ali, Meriç
sana bi sır veriyim mi, Olca'yı bile özledim. bu biraz daha komplike bi konu ama evet, itiraf ediyorum, onu da özledim.
Haftaya gelicem istanbul'a, biraz iş biraz eğlence. kim bilir belki uzun bir süreliğine son kez "eğlencesine"......
Posted by
OnurCengiz
at
12:40 AM
0
comments